Toprak kökenli hastaliklar
Fusarium spp., Rhizoctonia spp.

TOPRAK KÖKENLİ HASTALIKLAR, Deuteromycetes sınıfının bir üyesidir. Rhizoctonia solani Kühn. toprak kökenli geniş bir konukçu listesine sahip fungal bir hastalık etmenidir. Fungal etmenin sinonimleriPellicularia filamentosa ve Corticium solani‘ dir. Miselleri seyrek bölmeli, hifler dik açılı yan dallar meydana getirir. Yan dallarda boğumun yanında bir bölme bulunur. Fungus toprakta sklerot halinde uzun süre canlı kalmaktadır. Sklerotlar 17-230C’ de ve pH 4.5-7 arasında iyi gelişir. İlk belirtiler yeni oluşmuş kökte görülür. Kökün kabuk dokusu renk değiştirerek yumuşar ve sonra çürür. Hasta fidelerin kökleri ve kök boğazı kahverengileşir, incelir, bitki ayakta duramaz, devrilir ve kurur.
Rhizoctonia solani‘nin “miselyum”unun mikroskobik görünümü.
Bitki tohumları bulaşık topraklara dikildiğinde, mantar çimlenen tohumlarin kotiledon yapraklarına (çenek yaprağı) saldırabilir ve nemli koşullarda fideler tamamen çürür ve ölürler, sağ kalan bitkiler ise kök ya da kök bogazı çürümesi hastalığına neden olur. Ayrıca fidelerin yan yatması ile de hastalık etmeni çökerten gibi bir çok farklı bitkide farklı isimler ile anılmaktadir. Bunlardan bazıları; çökerten, gövde ve stolon kanseri, yumru kararması, siyah bacak. Hastalık etmeni hastalanmış bitkilerde misel ya da sklerot (dayanıklı üreme organı) olarak veya bulaşık toprakların taransferi ile yeni alanlara taşınır. Bir çok Rhizoctonia hastalığı mantarın miseller veya sklerotları ile başlamasına rağmen, fasulye, şekerpancarı ve tütün bitkilerinde hastalık basidiospor infeksiyonları ile başlamaktadır. Mantarın basidiosporları sayesinde uzun mesafelere taşınması mümkündür.
Mantar eşeyli üreme devresinde hava kökenli sporlarda üretir, özellikle hava neminin yüksek olduğu bölgelerde bu sporlar önemli olabilir. Rhizoctonia hastalığının bir çok ırkı ya da biyotipleri bulunmakta olup, bunlar anastomosis (Birbirine kanallar aracılığı ile bağlanan ağsı yapılara verilen isim. yaprakların damarli yapısı veya nehirler (nehir-kanal sistemleri) buna örnek gösterilebilir.) gruplar olarak adlandırılır ve bir çok konukçuda hastalık yapmaktadır. Örneğin patateste hastalık yapan ırkının AG-3 olduğu bildirilmiştir. Hastalık etmeninin konukçuları; patates, domates, fasulye, lahana, turp, brokkoli, karnıbahar, hıyar, karpuz, kabak ve kavun, şekerpancarı, yerfıstığı, yonca, patlıcan, mısır, çilektir. Mantar toprak ve tohum kökenli bir patojendir. Mantar toprakta paraçalanan bitki dokularında misel olarak canlı kalabilir. Örneğin patates yumrularında ya da sklerot (dayanıklı üreme organı) olarakda uzun süre canlı kalabilir. Hastalık etmeninin populasyonu konukçu bitkilerin yokluğunda önemli bir azalma gösterir ve hastalık etmeni  toprak tipi, dönüşümlü ekim ve topraktaki organik maddelerin miktarından da önemli ölçüde etkilenmektedir. Hastalık gelişmesi için uygun koşullar serin ve nemli toprak olup gelişmesi için optimal sıcaklık 18°C’ dir.

Rhizoctonia solani asıl olarak bitkilerin tohum, hipokotil (kök ve çimlenme yaprakları arasında kalan bölüm)  ve kök gibi toprak altı aksamlarına saldırır, fakat bazı durumlarda toprak üstü aksamlarına da saldırdığı görülmüştür. Hastalığın en çarpıcı belirtisi tohumların çimlenmesini takiben toprak üstüne çıkmadan ya da çıktıktan sonra ölmesi ya da fidelerin yan devrilmesidir ki bu hastalık belirtisi çökerten olarak adlandırılır. Ölmeyen infekteli bitkiler gövde ve kökleri üzerinde kırmızı-kahverengi lekelerin oldugu kanserlere sahiptir. Toprak altı infeksiyonlara ilave olarak, mantar toprak yüzeyine yakın yaprak ve meyveleri de infekte edebilir. Lahana bitkilerinde infeksiyonlar baş oluşumundan sonra ortaya çıkmaktadir. Fungal etmen bitkilere bulaşık topraklar ile temas halinde bulunan yaprak ve gövdelerden giriş yapmaktadır. Hastalıktan dolayı meydana gelen lezyonlar ilk önce iyi olarak sınırlanmış koyu kahverengi renklidir. Fungal etmen daha sonra bitkilerin baş kısmına veya merkeze doğru gelişir ve yaklasık 10 gün içerisinde bitkiyi tamamen çökertebilir. Fungal etmen bitkide kolonizasyonun başardıktan sonra yan yapraklar düşer, fakat bu yapraklar bitkilerden kopmazlar.