Süne
Eurygaster integriceps

SÜNE (Eurygaster integriceps Put.)
İnsan beslenmesinde kullanılan kültür bitkileri arasında en fazla ekimi ve üretimi yapılan buğdayın, dünyada her yıl işlenen tarım arazilerinin 1/7’sinde ekimi yapılmaktadır. Bizim ülkemizde de insan beslenmesinde tahıllar özelliklede buğday ekmeği ilk sırayı almaktadır. Ülkemizde insanlar günlük kalori ihtiyacının S’ünü buğday ve diğer tahıl ürünlerinden, günlük protein ihtiyacının f’sı tahıllardan, özelliklede buğdaydan karşılanmaktadır. İnsan beslenmesinde bu kadar fazla yer edinmiş olan buğdayın yetiştirilmesini sınırlayan faktörlerden birisi ve belki de en önemlisi süne (Eurygaster ssp.) zararlısıdır. Günümüzde arpa buğday ekilişlerinin u’i bu zararlının tehdidi altındadır.

SÜNENİN TANIMI: Dünyada, Eurygaster cinsine bağlı 15 tür bulunmaktadır. Türkiye’de bu cinse bağlı 7 tür saptanmış olup ,bunlardan en önemlileri; 
E. integriceps Put., E. austriaca Schrk., E. maura L.’dir.
Süne türleri; genel olarak toprak renginde, bazen tamamen siyah bazen kırmızımsı, bazen kirli beyaz, bazen de bu renklerin birkaçının karışımı olan alacalı desenli renklerdedir. Vücut yassıca, üst tarafı hafif tümsek olup üstten görünümü ovaldir. Bağlı bulundukları familya özelliğinden dolayı pis kokarlar. Ülkemizde Güneydoğu Anadolu ve Trakya’da hakim tür Eurygaster integriseps; Orta Anadolu ve Ege Bölgesinde ise Eurygaster maura’dır.

SÜNENİN YAŞAYIŞI: Süne bir yıllık yaşamı boyunca bir döl verir. Erginlerin yaşamı aktif ve pasif olmak üzere iki döneme ayrılır. Pasif dönem ortalama 9 ay olup bu dönemde erginler ,yazın bir kısmı ile sonbahar ,kış mevsiminin tamamını ve ilkbaharın bir kısmını kışlaklarda diyapoz halinde geçirirler. Sünenin yüksek yaylalarda kışlaması halinde pasif dönemi ikiye ayırabiliriz. Birincisi; Temmuz’dan Ekim-Kasım aylarına kadar olan dönem buna ‘Yazlama’,ikincisi ise Ekim-Kasım aylarından Mart-Nisan aylarına kadar olan dönemdir ki buna da ‘kışlama’ denir. Yazlama döneminde olan süneler yarı uyuşuk halde olup kışlakların yüksek yerlerinde bulunma eğilimindedirler. Hasat işleri sona erdikten sonra Ekim-Kasım aylarına kadar yüksek dağlarda yazlamayı sürdürürler.yaz sıcakları onlara vücutlarındaki besin depolarındaki besinleri fazlasıyla harcattığı için daha serin yerlere doğru uçarlar.Ekim-Kasım aylarında ise bulundukları yüksek yaylalar soğumaya başladığı için daha aşağılara kışlamak için inerler.Pasif dönemin kışlaklarda geçirilmesi durumunda en uygun kışlak yüksekliği 1200-1600m arasındadır.
Süneler kışlak alanlarına geldikten sonra bulundukları ortamdaki bitki örtüsünün çeşidine göre ,muhtelif bitki türlerinin altlarına gizlenerek kışı burada geçirirler. Kışlama alanlarında hareketsizdirler ve yaşamsal aktivitelerini minimuma indirirler. 
Kışlaklarda, ilkbaharda hava sıcaklığının artması ve bazı bölgelerde karların erimesi ile birlikte kış uykusunda bulunan sünelerde metabolizma faaliyetleri artarak kış uykusundan uyanmaya başlarlar. Kışlaklarda toprak üstü sıcaklığı 15 OC’ye eriştiğinde süneler ekinlerin ve mer’aların geliştiği ovalara doğru göç etmeye başlarlar. Bu göç zamanı o yılki iklim koşullarının seyrine bağlı olarak Mart ayının ortası ile Nisan ayının ilk iki haftası arasında değişir. Eğer hava uygun olursa süneler bir hafta içinde kışlakları terk ederler. Kışlaklardan ovalara uçuşu genellikle sabah 10-12 saatleri arasında ve bu esnada esen rüzgarın yönüne göre uçuş istikametlerini belirlerler. Kışlama alanlarından gelen bu erginlere kışlamış ergin denir.Artık ovalara uçuşun başlaması ile birlikte aktif dönem başlamış olur.Ovaya gelen kışlamış erginler, bir taraftan beslenirken diğer taraftan da cinsel olgunluğa erişip çiftleşmeye ve yumurta bırakmaya başlarlar. Bir dişi yaşamı boyunca ortalama 80 adet yumurta bırakır. Ancak besin durumu bolsa bu sayı 150’ye çıkabilir.
Dişi süne her yumurtlamada, yumurtalarını 12-14 adetlik muntazam ve 2-3 sıralı dizilerden oluşan yumurta paketleri halinde bırakırlar. dişiler ilk çiftleşmeye başlandıklarından7-14 gün sonra yumurtlamaya başlarlar.
Dişiler, yumurtalarını beslendikleri buğdaygillerin yapraklarının genellikle alt yüzeylerine bırakırlar. Yumurtaların açılma süresi tarla koşullarında 2-3 haftayı bulur. Hava ne kadar sıcak ise yumurtalar o kadar hızlı açılır.
Yumurtadan çıkan süne yavrularına nimf denir. Yumurtadan çıkan Sünelerde 5 farklı nimf dönemi bulunmaktadır .Genellikle 5-6 gün arayla gömlek değiştirerek yeni nesil ergin olurlar.Birinci dönem nimfler ,genellikle yumurta paketinin hemen yanında toplu olarak bulunurlar. Bu dönemdeki nimfler beslenmezler,4-6 gün sonra gömlek değiştirip ikinci döneme girerler. İkinci dönemle nimfler başaklara tırmanıp hortumlarını kullanıp süt olum dönemindeki buğday tanesinden beslenmeye başlarlar.
Üçüncü ve dördüncü dönem nimflerinde başaklardan beslenmesi oburca devam eder ve taneye büyük zarar vermeye başlar. Nimf döneminde beslenen süneler bu besinlerin hemen hemen hepsini gömlek değiştirebilmek için harcarlar.Gömlek değiştirmeden hemen sonra yine oburca beslenirler. Beşinci dönem nimfler son defa gömlek değiştirerek yeni nesil ergin haline gelirler. Yumurtadan çıkan bir nimfin yeni nesil ergin olabilmesi için yaklaşık 30 gün süre geçmesi gerekmektedir. .Yeni nesil erginlerde oburca beslenip gerekli enerjiyi depoladıktan sonra kışlaklarına çekilmeye başlarlar. Süneler kışlaklarda geçireceği 9 aylık diyapoz dönemi için gerekli enerjiyi (yağı) yeni nesil ergin döneminde almaktadır .Zamanla tanelerin sertleşmesi bile sünenin zararını engellemez, vücutlarından salgıladıkları bazı enzimler sayesinde taneleri yumuşatıp, glüteni tahrip ederler. Beslenilen tanelerin sağlam tanelere oranı az bile olsa (%2), emgili  tanelerin bulunduğu bulaşık buğdaylardan elde edilen unlar teknolojik özelliklerini kaybederler. Sünenin buğdayda glüten birleşiminin -16 oranında azalmasına neden olduğu bilinmektedir. Emgi zararı olan buğday örneklerinde ekmek yapılabilir düzeyde sedimentasyon değeri elde edilmesine rağmen; bu örneklerden ekmek yaparken büyük güçlüklerle karşılaşılmaktadır .Ekmek yapımı esnasındaki şartların , süne salgısıyla buğdaya geçen enzimin çalışması için çok uygun olmaktadır. Ekmek yapımı sırasında hamurun yoğrulmasından sonra zarar anlaşılmakta, fermantasyon sırasında protein parçalanmakta ve hamur işlenemez hale gelmektedir.